Şu anda çenem inananılmaz bir seviyede beş saat susmadan konuşabilirim, çünkü canım doktorcum kullandığım ilaç dozunu arttırdı. Ve bende bu kıymetli dakikaları blog yazarak değerlendirmeye karar verdim.

Öncelikle hayatımın ilk antidepresan deneyimini yaşıyorum (daha önce bi kaç kutu antidepresan içerek intihar etmişliğim var ama o deneyim pek eğlenceli olmamıştı burnumdan soktukları borular sayesinde)

Normalde bu dönemde de ilaç kullanmaya direnip duracaktım, bir süre de direndim ama birilerini öldürme ihtimalim yükselmeye başladıkça bir şekilde ikna oldum diyebilirim.

Şu anda herhangi bir hastalık tanım yok, sadece hayatımın en zor ya da en zor listesinde ilk üç olabilecek bir dönemindeyim ve bu dönem gördüğüm terapiler de beni biraz fazla tetikliyor. Toplum sağlığına zeval getirmemem için de biraz daha normal seviyelere beni çekmelerine izin verdim.

Öncelikle nereden başlayayım heh, ben her şeyimi her sorunumu ve yaşadığım her türlü travmatik (omo kirlenmek güzeldir) olayı çok rahat anlatıp dururum. Ve bir çok insandan farklı olduğum bir taraf vardır bu açıdan. Bunun nedenlerine girmek istiyorum.

Annem çocuk sesine pek tahammül edemeyen bir insandı, özellikle çocuk ağlaması annemde o çocuğu camdan atma isteği uyandırır. Bu yüzden ben ufacık tefecik ve turşucuk olduğum dönemlerde bolca dayak yemişim. Canım annem bana hiçbir konuda ağlamamam gerektiğini döve döve anlatmış çok şükür rabbişkom

Ve ben 25 yaşına gelene kadar, kimsenin yanında ağlamadım bu yüzden. Tabii ki bu anıların da farkında değildim, hatta kendimi çok güçlü ve inanılmaz dayanıklı görürdüm

25 yaşında başladığım terapiler aslında güçlü olduğum için değil, ağlamaktan korktuğum için ağlamadığımı bir bir gösterdi tabi

Uzun dönem taciz geçmişi olan çocuklarda da duygularını yutma eğilimi vardır, bunun nedeni yaşadığı zorluklarla nasıl baş edeceğini bilememek ve kimsenin anlamaması gerektiğini düşünmek

Yani tek suçlu annem değildi, ben kendi yaşadığı hiçbir duyguyu net adlandıramayan, inanılmaz sessiz, bir kaç senede bir sinir krizleriyle apartmanı yıkabilecek güçte, devamlı pozitif ama kaybolmuş birisiydim

Sonra bir gün terapilere başladım ve yeniden ağlamayı keşfettim, asıl gücün ağlayabilmek olduğunu, sağlıklı olanın arada mutsuz hissedebilmek olduğunu ve duygularımı sağlıklı yaşadığım zaman yaşadığım sinir krizlerinin azaldığını gördüm (“bittiğini gördüm” dememi beklediniz evet, ama maalesef Freud’un mezarından çıkıp gelmesi gerekiyor sanırım o seviyeleri görebilmem için)

Şimdi de her yaşadığı naneyle karşılaşmış, terapi odalarında bolca ağlayıp bunların üstesinden gelmiş ve insanlara anlatmaktan çekinmeyen hatta insanlara anlata anlata onlarda da bazı farkındalıklar oluşturmaya çalışan bir seviyedeyim.

Bu yüzden çok rahat bir şekilde bunları yazabiliyorum, yazdıkça hesaplaşıyor, yazdıkça yaşadığım her sessizliğin intikamını alıyorum

Canım amcam bana hala kızgın ve konuşmuyoruz, geçen gün bir cümle içinde “ben senin annen baban değilim” dedi

Bu cümle beni inanılmaz yıktı, sadece yıkmakla kalmadı içimde büyük bir bomba etkisi yarattı; parçalarım her yere dağıldı, çocukluğuma fırlayan parçalarım bu cümleyle defalarca karşılaştığım anları bir bir yüzüme vurdu

Bir çok çocuğa göre “normal” şeyler yaşadığım söylenemez, babam zaten hiç ortalarda yoktu ama annem de pek vardı diyemeyiz

Bu yüzden her türlü cezalandırılmamda “ben senin annen baban değilim” cümlesini yeteri kadar deneyimledim

Kuzenimle aynı yaşlardaydık ve aynı evde büyüdük diyebilirim. Özellikle de yazları onun annesinin babasının olduğu evde ben tek başımaydım. Eniştem bana vurduğu zaman yere düşerdim, kuzenim çok dayanıklı bir çocuk olduğu için düşmezdi. Düşmezdi, çünkü ona çok daha yumuşak tokatlar atılırdı evet

Bizi tuvalete kitlerlerdi, beni oturacak hiçbir yer olmayan örümceklerle dolu kullanılmayan tuvalete, kuzenimi yukarıdaki tuvalete. Ve bildiniz, kuzenimi annesi öğlen gizlice tuvaletten çıkarırdı. Ben akşama kadar tuvalette kalırdım

Terapi ne işe yarar? Bir çok insan arkadaş sohbeti gibi saçma şeylere benzetir bazen, çünkü sadece bir kaç seans gidip “böyle saçma şey mi olur” diyerek çıkmışlardır ama yakın zamanda deneyimlediğim bir olayla terapinin aslında ne demek olduğunu size anlatmak istiyorum

Amcam “senin annen baban değilim” dediği anda yıkıldım. Çünkü o eski çocuk olmuştum tekrar, terapiste koştum bu anılarımı anlattım. “Kendini koruyamayacak o çocuk değilsin” dedi. Cümle ya da hissettirdikleri aynı olsa da bir yanılsama içindeydim, bu kadar kırılganlaşmama gerek yoktu.

Yani terapi dediğimiz şey arkadaşınız Ayşe’yle sohbet etmekten çok daha farklı bir seviyedir

Ayrıca terapi paraları inanılmaz seviyede ve herkesin terapiye gidebilecek imkanları yok, merak etmeyin benim de terapiye gidecek param yok kdkdjd Yani terapi önerirken “haftada 5bin verin canım ne olacak” demek istemiyorum. Ama devletin terapi destekleri var ve süreçleriniz benim gibi zorlu geçtiyse bu konuda ücretsiz destek oluyor ponçikellalar

Süreçleriniz benimki gibi zorlu geçtiyse yazdıktan sonra şunu hatırladım, ilk terapiye gittiğim dönemlerde mutsuzluktan gittiğimi sanıyorsanız hayır tabii ki, bu konuyu da açmam gerek

Hatta bu konuya maymun Punch’tan dolayı girdim biraz da, ama kafamın içi çorba olduğu için oradan oraya atladım biraz

Dediğim gibi ben dünyanın en mutlu 25 yaşındaki insanıydım, hayatımdaki hiçbir şeyden şikayetim de yoktu. Çünkü kendi hayatımla ilgili beni üzen şeylerin farkına varamayacak kadar kendimden uzaktım.

Ve her gün sokak hayvanlarıyla ilgili ağlıyordum, herhangi bir işkence haberi beni yıkıyordu. Kurtaramadığım her hayvan kurtaramadığım kendi çocukluğummuş aslında

Terapilerimin ilk dönemlerinde sadece hayvanlar için ağladım, beni şu hayatta tek üzen şey onlar sanıyordum çünkü

Şu an Punch için üzülen insanların bir çoğu kendi yalnız çocukluğunu görüyor aslında ona bakarken.

Eğer herhangi bir şey hakkında fazla ağlıyorsanız, fazla düşünüyorsanız, kafaya takıp çok dertleniyorsanız. Gerçekten beni üzen şey ne? Sorusunu sorun kendinize ve çoğu zaman gerçek üzüldüğünüz şey kendinizle ilgili bir şeyler çıkacak maalesef

Sokak hayvanları için artık üzülmüyor muyum? Üzülüyorum ama elimden bir şey gelmeyecek herhangi bir konu için günlerce ağlamadığım bir seviyedeyim, çünkü kendi hayatımda gerçekten ağlamam gereken konuların hepsine hakimim artık

Darısı başınıza be, antidepresanını yutup yutup psikoloji konusunda atıp tutan başka birisini de bulamazsınız he kıymetimi bilin

Posted in

“Maymun Punch İnsan Yokto” ögesine 2 yanıt

  1.  avatarı
    Anonim

    Kuzum
    Hayata karşı o hırçın ama tavizsiz duruşuna, dünyayı sadece bir ‘et’ deposu, kadını meta gören o tipik ‘amca’ zihniyetine ve o potansiyeli ruhunda taşıyan tüm hemcinslerime attığın o keskin bakışa hayran kaldım. O şahane ‘deliliğinle’, yani toplumun o tek tipleşmiş griliğinden sıyrılıp bu kadar güzel ve farklı oluşunla, cinsellik konularındaki korkusuz dürüstlüğünle, sokak gözlemlerinle, esnaflığınla ve o tezgâh arkasından PR uzmanlığına attığın o devasa adımla gerçekten harikasın. Ama en çok, kendi çocukluğunu o karanlık tuvaletlerde bırakıp, evladına bambaşka bir dünya kuran anneliğine hayran oldum.

    İşte tam da bu yüzden, birkaç ay önce sana ilk yazdığımda; sanki yıllardır hayatımdaymışsın, o kapısı kilitli odalardan el ele çıkmışız gibi bir samimiyetle cevap vereceğinden emindim. O ‘Yokto’ doğallığını hissettiğim için gayriresmî bir hitapla daldım hayatına. Sonrasında bende uyandırdığın her düşünceyi sessizce mühürleyen o mağrur tavrın, hayranlığımı katladı kuzum.

    Sen o gün o tuvalette tek başına kalmadın; bugün yazdığın her satırla, o ‘amca’ zihniyetinin ördüğü tüm duvarları tek tek yıkıyorsun. Seni ve içindeki o artık ağlamaktan korkmayan, o ‘delice’ güzel çocuğu seviyorum, bilmeni istedim. (Küfretme lan hemen, gül geç! 🙂 )

    1. yokto avatarı

      Her zaman çok uzun ve fazla öven cümleler kuruyorsun ve ben bu kadar övgü karşısında “abarttın yine abarttın” hisleriyle okuyup biracık sövüyorum ne yalan söyleyeyim jdjdjd ben de seni seviyorum ve hep birlikte çıktık tabii ki o karanlık yerlerden. Çok teşekkürler güzel düşüncelerine♥️

Bir Cevap Yazın

yokto’nun eskiz defteri sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin