• Günaydın beybi beybiler, bu aralar yeni güncellemem sabah erkenden uyanmak. İçimde Seda Sayan çoşkusuyla güüü naaayy dıınnn diyen garip bir parçam var ve hava bile aydınlamadan günaydın demeye başlıyor ponçikim

    Evin içinde herkes uyurken, uyanmış olmanın blog yazmaya faydaları da isviçreli bilim adamları tarafından bir an önce araştırılmalı

    Geçen gün “yazmak ayakta yapılan bir eylemdir” sözüyle karşılaştım. Bu her blog yazımda hissettiğim şeyleri tanımlayan çok güzel bir sözdü. Her yazdığım şey; bir kez daha yaşamama, düşünmeme ve iz bırakmama neden oluyor, sanırım bu yüzden yazmayı çok seviyorum. Bir savaş alanı hissi yaratıyor hep bende, bu yüzden ne zaman hazır hissedersem o zaman savaş boyalarımı sürüyorum ta taa

    Bugün konumuz erken yaşta anne olmanın bana kattığı şeyler (gidip 20 yaşında çocuk yapıp durmayın yavrum evladım, önce okulunuza gidip gezin biraz)

    Ben 19 yaşında evlendim (bok vardı di mi diyenler olacaktır haklısınız, ben sizi tutuyorum)

    Ve 21 yaşında hamileydim. Hamile olduğumu ilk anladığım anda en yakın kitapçıya koştum diyebilirim. Çünkü çevremdeki hiçbir anne gibi olmak istemiyordum. Hep kitap okumayı seven birisiydim ama kitapların bir insana ne kadar çok şey öğretebileceğini de ilk o dönemde anladım diyebilirim.

    9 ay boyunca bebek nasıl bakılır, anatomisi nedir, odanın nem derecesi kaç olmalı (bu konularda biraz BİRAZ değil pardon, baya kafayı kırmıştım evet. Odanın nem derecesini de kafaya takmazsın be kızım hfjdhf) çocuk psikolojisi nedir, bir çocukla konuşulurken nelere dikkat edilmeli ve daha bir çok şey konusunda tüm okuduklarımı hatmettim diyebilirim.

    Aile apartmanında yaşıyordum ve çok genç bir anne olduğum için herkesin bebeğimi nasıl bakmam gerektiği konusunda türlü fikirlerle bana geleceğini biliyordum, bu yüzden herkesten daha fazla şey bilmeyi kafaya koymuştum

    Çocuk psikolojisi okurken, kendi çocukluğumun tüm eksik taraflarıyla da yüzleştim tabii ki bolca ama o konuya birazdan geliriz

    Bilgi ne işe yarar konusunu yaşadığım bir örnekle laps diye anlatıyorum şimdi

    Kızım doğmuş daha bir iki aylık, eski eşimin annesi (kayınvalide lafını hiç sevmem, benim de canım eski annemdir) neyse, bebek ağladığı için “memesindeki süt rahatsız ediyordur sıkalım” dedi. Annem şok olmuş bir şekilde “bebeğin memesinde süt mü olur?” Diye sordu. Döndüm ve “evet bebeklerin memesinde, annelerinden geçen prolaktin hormonu sayesinde süt olur, ama sıkıldığı zaman süt kanalları aktif hale gelir ve enfeksiyon kapabilir” dedim. Eski eşimin annesi benim bu bilgiyi önce biliyor olmama, sonra da tüm bilimsel taraflarıyla açıklamama şok oldu, annem zaten ağzını bile açamadı. Ve ben her geçen gün bilgimle güçlendim. Minicik sabinin memesini de sıkmadık tabii ki

    Genç bir anneysen sokakta bile çevirip insanlar sana akıl vermeye kalkabiliyorlar, bir gün bir kadın pusetle giderken beni durdurdu “bebeğin emniyet kemerini taktın mı?” Diye sordu hfjfhf taktım tabii ki yarram demedim, kibar bir insandım o zamanlar

    Normal doğumla doğurdum. Ve Türkiye’de kadınların birbirine yaptıkları en büyük kötülüğün, normal doğumdan birbirlerini korkutmaları olduğunu düşünüyorum. Ben o kadar fazla normal doğumun güzel bir şey olduğunu okumuştum ki, çocuğa bir şey olmayacağını bilsem evde kendi başıma kedi gibi doğururdum

    İlk emzireceğim anda; hemşireler, aileden bireyler ve diğer herkesin başıma toplanacağını bildiğim için ve “öyle tutma böyle tut, şunu yapma bunu yap” diyeceğinden dolayı herkesi dışarı çıkardım

    Kendi başıma emzirdim, ilk banyosunu kendi başıma yaptırdım. Çevremdeki herkes benim bebek konusunda onlardan yardım almıyor olmama bir miktar çatladı, çünkü herkes 30 yıl önceki bilgilerini fazlasıyla üzerime boca etmek istiyordu. Ama bunların hiçbirisine izin vermedim. Çünkü ne yapmam gerektiğini her konuda onlardan daha iyi biliyordum

    İşte kitap okumak bu işe yarar.

    Bilgi güçtür, insanlar sizin bir konuda gerçekten bilginiz olduğunu ilk başlarda anlamak istemezler, bir kaç kez bozarsınız bilginizle tokatlarsınız ve artık özgürsünüz

    Bir konuda bilgisi olmadan fikri olan her insanı bilginizle tokatlamak saygısızlık değildir, o bilgiye olan saygıdır. Kütüphaneler ücretsiz kitap dağıtırken açıp okumuyor olmak bir tercihtir çünkü. Cahil olmayı tercih etmiş kimseye acımayın

    Çocuğum olmadan önce çocukları pek tanımazdım, kendi mutsuz çocukluğumun bir yansıması gibi hissettiğim için de çocuklardan nefret ederdim. Çocuk psikolojisi okurken de ilk kendi çocukluğumu anladım, sonra tüm çocukların masumluklarıyla karşılaştım, sonra da hepsini sevdim. Hepsini severken de, insanları anlamaya başladım.

    Çocuklarımın olması bana önce bilginin ne kadar büyük bir güç olduğunu öğretti, sonra psikolojinin önemini, psikolojinin önemine girdikten sonra kocayı da boşadık tabi hfkdhf

    Kendi çocukluğumdaki tüm hatalarla karşılaşmamı sağladı, bu farkındalık kendi hayatımda değiştirmem gereken yönlerimi gösterdi bir bir. Onları büyütürken kendimi törpüledim, hayata farklı bir şekilde bakabilmeye başladım

    Özet olarak ben çocuklarımı değil, onlar beni büyüttü. Onlara nasıl davranmam gerektiğini öğrenirken hayatı nasıl yaşamam gerektiğini anladım, geliştim ve büyüdüm

    “Gidip 20 yaşında çocuk yaparsanız bu hayatınız için mükemmel olur” yazısı değil bu. Çünkü yapmak istediğim her şeyi çocuklarım doğduktan sonra anladım, kocayı boşadım üniversiteye gittim bir ton savaş verdim ve çocukların psikolojisinin içinden geçebileceğimiz bir çok saçma şey yaşadık

    Ayaklarınız sağlam yere basmadan asla çocuk yapmayın, yaşlanacağınız kişiyi bulduğunuzu düşünmeden çocuk yapmayın, iki kitap okumaya üşenecekseniz çocuk yapmayın, çocuk bakımı size ağır gelecekse çocuk yapmayın

    Açıkçası benim hayatımda en sevdiğim şey anne olmak, iki çocuk annesi bir kadın olmaya bayılıyorum. Keşke dört çocuk annesi bir kadın olup, çiftlikte yaşayıp tüm gün çocuklara yemek yaptığım ve bahçede hortumla devamlı veletleri ıslatıp hasta ettiğim bir hayatım olsaydı. Anne olmak çok güzel bir şey, babalar da doğursun

  • Keyfim inanılmaz yerinde, hayatımda yolunda giden tek bir şey bile yok bakın abartmıyorum küçücük bir şey bile yok.


    Ama nefes alıyorum ve bu blog yazılarını yazabildiğime göre gözlerim de fena değil ve pamaklarım da tutuyor evet bildiniz tebrikler

    İşte bendeki böyle saçma bir mutluluk hali, şimdi diyeceksiniz ki geçen hafta söylemiştin çaktın çaktın ilaçları mutlu mesut geziyorsun

    Hayır beybiler hayır, ben mutluluktan besleniyorum. Bunu bazen nasıl beceriyorum ben de emin değilim ama bu konuda bir twitim vardı ve onu alıntılayacağım hemen


    Babam beni havaya atmış, sonra tutamamış dişinin izi hala dudağımın kenarında duruyo. Sonra, neden devamlı pozitifsin, diyorsunuz. Arkadaş benim bu aileyle bu yaşa kadar gelmiş olmam bile büyük bir başarı neden sevinmeyeyim

    Sanırım tam olarak bu yüzden. Bir çok insan çocukluğunu özler, keşke o günlere dönsem şöyle mutluydum böyle mutluydum der durur. Ben yetişkinlik hayatıma bayılıyorum (özellikle boşandıktan sonraki dönem jdjdjd)


    Kendi hayatımı elime alabildiğim anda mutlu hissetmeye başladım. Bu mutluluk hali, geçen blog yazısında yazdığım “hüznü maskelemek için yaratılmış mutluluktan” oldukça farklı.

    Daha güçlü ve gerçek bir mutluluk, bunu nasıl elde ettiğimi de şöyle özetleyebilirim; para kazanıp kendime yetebilecek konuma gelince, istediğim şeyler için savaş verip kazanınca, herkesin yapma dediği şeyleri dahi yapabilecek gücü kendimde hissedince, çocukluğumla barışıp onu çok sevince, insanlara kızmayı bırakınca, kendime acımaktan vazgeçince


    Hepsinin geniş özeti aslında bu, sonra insanları daha çok sevmeye, kendi isteklerimi anlamaya, korkularımla yüzleşmeye hatta korkularımdan arınmaya başladım


    Ve ta taaam mutlu yoktonuz bu şekilde oluştu


    Ülkede savaş, bin türlü bela, her gün birilerinin başına gelmiş lanet olası bir ton şey var. Ama değiştiremeyeceğim her şey için üzülmeyi bırakalı çok oldu. Sadece 85 yılım kaldı yaşayacak (ne olmuş yani 120 yaşına kadar yaşamayı planlıyorsam) ve her şeyi kafaya takmıyorum, zamanında yeterince taktım ve taktığım her konu kendi mutsuzluğum çıktı. Kusura bakmayın daha fazla mutsuz olamayacağım


    Güne oh be uyandık diyerek başlamanın güzelliği hiçbir şeyde yok, sabah 7buçukta kahvaltı hazırlamak için uyanırken oh be dediğim bir yalan… Şu an yazarken yalancı bir sürtük olduğumla yüzleştim sorry


    Ama oğluma kahvaltı hazırlıyor olmak çok keyifli, yumurtasını yemediği ya da yemek istemediği zamanlarda camdan atmak istesem de (yumurtayı değil veleti) yine de güzel kahvaltılarımız var


    Bazı insanlar böyledir işte, bu da bu şekilde bir yazı. Hayat analarını sikmeye çalışır ama anaları aslında çok mutludur.

    Çünkü mutlu da olsak mutsuz da olsak öleceğiz ve benim mutlu ölesim var kardeşim