15 yaşında köprü altlarında bali çekip, 19 yaşında evli ve mevlütlerde çay dağıtan bir hayat yaşayan, 25 yaşında iki çocuktan sonra kocayı boşayıp üniversiteye başlayan, 30 yaşında dövmeci olmaya karar verip kurumsal iş hayatından bodozlama çıkan bir ruh hastasıyım.
Ruh hastası dediysek, mutsuz huzursuz ve ne yapacağını bilemeyen ve bu yüzden de huzursuzluklarıyla dünyaya dert olan birisi değilim. Tam tersine biraz fazla mutluyum. Kişisel gelişimci olabilecek seviyede mutluyum ama kendimi kişisel gelişimci görecek seviyede delirmedim çok şükür rabbişkom
Bu yüzden yazmaya karar verdim demek isterdim, mükemmel iniş çıkışlarla dolu hayatımı yazmak için (henüz sadece inişler gördük, çıkışlar da çok yakında diye umut ediyoruz?) ama sanırım bunlarla ilgisi yok, sadece çenem düşük. Ve herkese biraz biraz her şeyden anlatmaktansa, herkese hepsini anlatayım ve belki birazcık susmayı başarırım dedim.
Öncelikle balinin kafası mükemmel… Lan şaka djhdjdjd şu an yeşilay kurucu üyesi gibi bi hayatım var ve gençlerin özenip durdukları uyuşturucu aleminde de gerçekten özenilecek hiçbir şey yok. Malı bulan erkekler kızlara bir şeyler içirip sikmeye çalışıyor diyerek bir geniş özet yapabiliriz. Yani yapmayın yavrum, yapmayın evladım. Ciğerlerinize, beyninize ve en önemlisi ruhunuza yazık (ay nasıl da 75 yaşında her şeyi bildiğini sanan bir dedeye dönüştüm, dedeler çoğu şeyi bilmeseler de bu konuda haklılar ve arada onları da dinlesek iyi olur evet)
Mevlütlerde çay dağıttıktan sonra el açıp amin demezseniz yaşlı teyzeler tarafından dürtülürsünüz. Bu yüzden çay servisinden sonra amin demeyi ihmal etmeyin ve çaylar boşaldıkça yenilemeye devam edin.
Kocayı boşama kısmı aslında tatsız, yani ben inanılmaz keyif aldım orası ayrı konu djjdjdj ama şu açıdan tatsız, aslında gerçekten uyumlu hissettiğiniz birisini bulursanız bana kalırsa daldan dala zıplamak uğruna harcamayın. Benim eski kocam tiktok izlediği için pek uyumlu sayılmazdık ve iyi ki de harcamışım ama siz yapmayın bi yerinizde durun lütfen.
Geçen gün arkeoloji müzesindeydim, İskender lahtinin fotoğrafını çektim

İskender öldü, mezarı yontan ustalar öldü, mezarı taşıyan insanlar öldü, mezarı seneler sonra arkeolojik kazılarda bulan insanlar bile öldü.
Yani hayatı ciddiye alalım evet ama fazla ciddiye aldığımız zaman ölüm gerçeğini unutuyoruz bence. Bugün doğan bebekler bile bir gün ölecekler, salın biraz.
Bir Cevap Yazın