
Bu seferki konumuz hiç iç açmayacak, pek komik de olmayacak ama bazı insanlarla sarılmış olacağız.
Biraz ağır bir konudur ama hayat da her zaman eğlenceli değildir evet.
Öncelikle ben çok yalnız bir çocuktum, babamla çocukluğumda da görüşmüyor olduğumuz için insanların korkması gereken bir baba figürüm de yoktu, annem akşama kadar çalışmak zorundaydı ve Yalan Rüzgarı izlemek dışında pek bir şeylerle ilgilenmeyi sevmeyen bir anneannem vardı.
Anneannemi ve Yalan Rüzgarı izlemesini severdim, o yüzden ona bir kalp atmadan edemiycem♥️ (öteki tarafta da beni okuyabildiğini umut ediyorum evet)
Neyse pedofili dediğimiz insanlar yalnız çocukları çok hızlı fark ederler. Beni de defalarca fark ettiler, ben de onların sinir bozucu ellerini, hareketlerini, davranışlarını fark ettim. Ama her seferinde çok hızlı bir şekilde kaçtım, bazen tekme attım, bazen uzakta durdum ve korunmayı başardım.
Ama tehlike bazen çok daha farklı yaklaşır. Bazen insan tacizcisini sever evet. Ve bu sevgilerin en acı verenidir.
7 yaşımdayken bir eve taşındık, alt katında bir erkek berberi vardı. (O dönemlerde erkeklerin saçlarını kesenlere berber diyorlardı sonra bi anda hepsi kuaför oldu, allaam ben nasıl bir insanım yine cıvımadan duramadım ya djhdkd) neyse bu berber benim dedemle aynı yaştaydı yani şimdiye kadar çoktan ölmüştür hatta kemikleri bile toprak olmuştur bu yüzden ismiyle devam edeceğiz yazımıza
Hikmet, bembeyaz saçları olan, göbekli; taciz etmeyen bir insan olsa tonton dede diyebileceğimiz bir adamdı. Uzun süre yaşlılara hiç güvenemedim bu yavşak yüzünden. Neyse, konuyu dağıtmayacağım
Biz bu eve taşındıktan sonra annem Hikmet’i inanılmaz sevdi, her işten geldiği zaman Hikmet çay demler annem Hikmet amca Hikmet amca diyerek muhabbet falan ederdi. Ve biz gün geçtikçe bu adamla yakınlık kurmaya başladık.
Benim kardeşim yok ve evde tüm gün anneannemle çok fazla sıkılıyordum. Sokağa çıkmam yasaktı ama Hikmet’in yanına inmeme izin vardı, bu da demek oluyordu ki yeni özgürlük alanımdı Hikmet benim.
Zaman geçtikçe Hikmet bana bilmediğim şeyler anlatmaya başladı (bilmemem gereken şeyler) tek özgürlüğüm Hikmet olduğu için uyum sağladım, dinledim. Maalesef Hikmet’in tek taciz ettiği çocuk ben değildim, bana başka çocuklarla neler yaşadığını da anlatırdı, dinlerdim. Dükkanında porno dergiler vardı ve onlara da bakardım.
Ayrıntılara girmeyeceğim 3 yıl sürdü. Ben 9 yaşıma gelip, bu işten rahatsızlık duymaya başladığım ana kadar sürdü. Hikmet’in beni taciz ettiği bazı anlarda insanların anlama ihtimali olan durumlar olmuştu ve ben onu korudum. Hikmet’i herkesten her şeyden korudum. Bana zarar verdiğini bildiğim halde
Çünkü ne yazık ki onu seviyordum. O benim tek oyun arkadaşımdı, beni tek dinleyen insandı, her gün benimle tek konuşan, bana zaman ayıran ve yanında vakit geçirebildiğim tek kişiydi.
Zaman geçti, o evden taşındık. Büyüdükçe kendimden nefret etmeye başladım. Çünkü her şeyin benim suçum olduğunu düşünmeye başlamıştım. Bunun nedeni diğer tacizcilerden kaçıp Hikmet’ten kaçmamamdı.
Yaşadığım her şeyin suçlusu olarak kendimi görmeye başlamıştım.
Bu yazıyı yazmaya karar verme nedenim de şu, ben daha önce bi kaç kez tacizlerle tecavüzlerle ilgili twitler attım ve yüzlerce mesaj aldığım günler de oldu. Konuşabildiğim herkesle konuşup “sizin suçunuz değildi” demeye çalıştım ama bana yazmayan kişiler de var biliyorum.
Bazen tacizcimizi severiz, onu koruruz, kimseye anlatamayız, bazen biz kendi ayaklarımızla tacizimize yürürüz. Zevk aldığımız anlar bile olur çünkü yeni keşfettiğimiz garip şeyler deneriz.
Ama çocuktuk. Manipülasyonun en ağırıdır tacizi kabul edeceğin o noktaya getirilmek. Ve çocuklar çok hızlı manipüle edilirler.
Biliyorum bu yazıyı okuyanlardan üç beş kişi hala kendisine kızıyor; neden kaçmadım, gitmedim, söylemedim falan filan.
Bazen tacizcimizi severiz, çünkü en yakınımızdır. Tek arkadaşımızdır. Bizimle ilgilenen tek aile bireyimizdir belki. O bizi kullanır, biz seviyor sanırız ve çocuk aklımızla daha çok sever ve koruruz.
Kendinize kızmayın. Tek bildiğiniz şeyi yaptınız ve sevdiniz. Bu sevgilerin en acı verenidir demiştim yukarılarda, bunu da açayım biraz
Neden sevdim diye bakınca insan ne kadar yalnız bir çocuk olduğuyla yüzleşir, nasıl korunmamış olduğuyla yüzleşir, neden kimsenin fark etmediğiyle yüzleşir. Sevecek başka birisinin olmamasıyla yüzleşir ve bu yüzleşmeler neticesinde aslında en suçsuz olan şeyin kendi çocukluğu olduğunu görür. Bunları fark etmek acıdır, ama iyileştirir acıtırken.
Hepinize sıkıca sarılıyorum.
Bir Cevap Yazın